Yine uzun bir süredir blogta iki lafı yanyana koyduğum yok. Bunun sebepleri çok çeşitli. Ama en büyük sebep sanıyorum şu an elimde bir fotoğraf makinem olmaması. E tabi gidip bi’ şey üretmeyince sergileyecek bi’ şey de olmuyor. Bari dedim, eften püften şeyler yazayım da güncellensin ortam. Yani eften püften olaylardan önce, bu aralar ciddi bir şekilde bisiklet ve bisiklet ile yapılabilen şeyler çevresinde dönmekteyim. Bütün meşgalem bu oldu gibi. İşte araya müziği filan da sokuşturup ortaya karışık yazayım dedim.
Bisiklet hayatımda gerçekten önemli bir yer tutuyor. Bu yaz Japonya’ya gitme planlarım olmasa belki de, bisikletle Güney’e inmeyi planlayan arkadaşlarıma ben de salça olurdum ama, şimdilik yine Çanakkale çevresinde pedallıyoruz. Geçtiğimiz hafta üniversitenin bilmem kaçıncı geleneksel bahar şenlikleri vardı. Bilmeyenler için söyleyeyim, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversite’sinin bahar şenlikleri Dardanos yerleşkesinde oluyor. Merkeze yaklaşık 15 km uzakta. Tabi ki bu kadar yol için belediye otobüsünün itiş kakışını çekmek budalalık benim için.
Biz de, arkadaşlarla bisikletle gittik elbette. Sonra konser oldu, eğlendik, gece yarısı oldu, şehre döndük filan. Ben Kordon’a geldiğimde tam gece yarısıydı. Ağır ağır pedal çevirirken, marinadan çok aşina olduğum, ama adını hemen koyamadığım bir şarkının gitar solosu yükseliyordu. Biraz da obsesif birisi olmanın getirisiyle hemen basıp gidemezdim; biraz daha dinleyip, şarkıyı anlamalıydım.
Ve çok geçmeden David Gilmour’un sesini tanıdım. Gecenin bu saatinde bisiri teknesinde yüksek sesle Time dinliyordu:
Home. Home again. I like to be here when I can…
Teknenin önünde bisikleti durdurup dinlemeye başladım. Güzel bir akşam geçirmiştim, eve yorgun dönüyordum ve duyduğum dizeler tam kıvamındaydı. Sonra, teknedeki abi, kafayı dışarı uzattı. Ben de, “abi eyvallah, gece gece şarkı iyi geldi” dedim. Tabi anlaşamadık. Abi tekneden inip yanıma geldi; ben dediklerimi tekrarladım. Sonra “e o zaman birader, git bakkaldan kendine bi’ şeyler kap gel de, beraber dinleyelim”.
Kim olsa reddetmezdi diye düşünüyorum. Atladım tabi balıklama. Bu arada, tekne tekne dediğim iyi halli bir motoryat. İçinde yaşanır cisnten. Ki ben zaten minimalist birisiyim; o’hooo 4 mevsim içinde yatarım benim olsa.
Neyse. İşte oturduk dinliyoruz, Money, Brain Damage filan derken albüm bitti. Abi oradan, “eh, Floyd’dan devam dedi”, baktım müzikçalara Wish You Were Here‘ı koyuyor. Tanıştık, konuştuk filan. Çanakkalenin yerlilerindenmiş. Bilmem kaç sene önce bugünkü Kordon’da çatalla dil balığı tuttuğu dönemleri filan anlattı. Ben de okul, hayat bilmem ne.
Hani bazen evde oturarak koca bir geceyi tüketebilirsiniz. Ertesi gün aynı şeyleri yapsanız pek bir şeyi değiştirmeden, üç aşağı beş yukarı aynı geceyi tekrar yaşayabilirsiniz. Ama bazen de uğrunda çuvalla para verseniz keyfini tekrar yaşayamayacağınız zamanlar olur. İşte o gece benim için öyleydi.








